Türkiye, bir tarım ülkesi olarak adlandırıldığı zamanlar ürettiği ürünler kendine yetiyor ve bu bir övünç kaynağı olarak sunuluyordu Köyden şehre düzensiz göç, aşırı nüfus artışı, yaşam düzeyinin gelişmesiyle beslenme standartlarının yükselmesi, terör olayları nedeniyle köylerin boşalması, otlak ve meraların boş kalması, köyde yaşamak zorunda olan kişilerin yaşlı olması, yanlış tarım politikalarının uygulanması ve çiftçilikten yeteri kadar para kazanılamaması gibi nedenlerle yetiştirdiğimiz ürünler bize yetmez, yurt içi üretim, tüketimi karşılayamaz oldu.. Bu ürünlerden birisi olan ettir. Ette arz- talep dengesinin sağlanamaması ve dövizin aşırı yükselmesi nedeniyle yıllardır fiyat istikrarı sağlanamıyor. Bu istikrarsızlık genelde fiyat artışı yönünde cereyan ediyor. Et fiyatlarını dengelemek için hükümetler et ithal etmeye başladı. İthalat, üretici mağdur olmasın diye sınırlı kalmakta ve derde deva olamamaktadır. 2010 yılında ithalatın önü açıldı. Yapılan canlı hayvan ve et ithalatı piyasayı doyuracak kadar olmadığından, 18 TL civarında olacak denen etin fiyatını 30 TL’ye kadar yükseltti. Günümüzde de et fiyatları aldı başını gidiyor. İlden ile semtten semte et fiyatları değişiyor. Kasaplarda kıymanın kilosu 110, kuşbaşının fiyatı 130 TL iken, lüks semtlerdeki etin kilosu etin cinsine göre 300 TL’ye kadar yükseldi. Fiyat artışları sürerken Et ve Süt Kurumu ucuz olarak sattığı ete yüzde 48 zam yaptı. Kurum müdürü Osman Uzun zammın gerekçesini “ Çok uzun kuyruklar oluşuyordu. Bu nedenle fiyatları artırdık” derken aklımızla dalga geçiyordu. Genel müdür görevden alındı. Et ve Süt Kurumu’nun vatandaşın Ramazanı rahat geçirmesi için ette indirime gittiği açıklandı. Buna göre dana kıyma 83, kuşbaşı 92, pirzola 152 lira oldu. Et ve Süt Kurumu’nun indirimi derde kalıcı deva olmaktan uzak, geçici tedbirdir. Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de 18 milyon civarında büyükbaş, 57 milyona yakın küçükbaş hayvan var. Üretimde sıkıntı olmadığına göre acilen etteki vurguncuların çarkına çomak sokulup vurgun düzeninin değiştirilmesi gerekir diye düşünüyorum. Etin ucuzlayabilmesi için bollaşması gerekir. Eti bollaştırmak ve hayvancılığı geliştirmek isteniyorsa mutlaka süt hayvancılığı teşvik edilmelidir. Hayvan üreticisi sütten yeteri kadar para kazandığında daha çok hayvan yetiştirecek ve bu hayvanların yavrulamasıyla birkaç yıl içinde ihtiyacımızın çok üzerinde hayvana sahip olabilecek ve et ihraç eden bir ülke durumuna gelebileceğiz. Sütün üretilmesinden tüketilmesine kadarki vurgun düzeni de ele alınıp hem üreticiyi hem de tüketiciyi koruyan yeni bir yapılanmaya gidilmelidir. Bu yapılanma Et Kurumu, Süt Kurumu şeklinde olabilir. Buna paralel olarak tarım ve hayvancılık politikaları yeniden gözden geçirilerek yanlış politikalar terk edilmelidir.
Et ve süt verimi düşük hayvan soyları iyileştirilmelidir.
Mera hayvancılığı yerine ahır hayvancılığı geliştirilmelidir.
Otlaklar korunmalı, yem üretimi artırılmalı ve üreticilere ucuz fiyatla satılmalıdır. Erken kesimin ve dişi hayvanların kurban olarak kesilmesinin önüne geçilmelidir. Salgın hastalıklarla mücadelede taviz verilmemelidir. Çiftçi eğitilmeli ve kredi desteği sağlanmalıdır.
Hayvansal ürünlerin pazarlanması yeniden düzenlenip üreticinin eline tatmin edici para geçmesini sağlayacak yasal değişiklikler yapılmalıdır. Eğer ithalat yapılacaksa ithal edilecek hayvan sayısı piyasayı doyuracak kadar olmalıdır. Devletin, yukarıda sıraladığım tedbirleri almasıyla hem et bollaşacak hem de ucuzlayacaktır. Kalın sağlıcakla.